Scarygirl İncelemesi

Scarygirl aslında ilk defa Nathan Jurevicius tarafından bir resimli roman olarak yaratıldı. 2009 Ekim’inde çıkan kitap çok başarılı oldu hatta çeşitli ödüller kazandı. Ardından bir de flash oyunu yapıldı, sonrasında ise XBLA ve PSN’e de geldi. Ve son olarak da PC’lere konuk oluyor. Kısacası, Scarygirl işleri bir hayli büyüttü.

Adından da anlaşılacağı gibi, Scarygirl’de ana karakterimiz Scarygirl ve biz de onu yönetiyoruz. Bu kızımız bir yetim ve küçük yaşta ailesini kaybetmiş. Bilge bir ahtapot tarafından yetiştirilen kahramanımız, ahtapotun onun için ağacın tepesine yaptığı evde yaşıyor. Ayrıca normalde hiç korkunç bir kız da değil, namı ahtapotun ona verdiği maskeden dolayı böyle. Öyle çok etkileyici, eşsiz bir hikaye olduğunu söyleyemeyeceğim ama anlatım konusunda takdire şayan kesinlikle. Özellikle Tim Burton filmlerini sevenler mutlaka göz atmalı, ne demek istediğimi zaten oynayınca anlayacaksınızdır.

Scarygirl aslında tipik bir platformoyunu ama side-scrolling olan türevlerinden bazı özellikleriyle ayrılmayı başarıyor. Hikaye bölümlere ayrılmış durumda, her bölüm kendi içinde üç parçaya daha ayrılıyor ayrıca. Tamamlanmaları kısa sürüyor, dolayısıyla oyun da öyle çok uzun ömürlü değil ve bir çırpıda bitebiliyor. Bakınca aslında kolay, çocuk işi gibi gözükebilen Scarygirl’ün zorluk seviyesi ise beklediğimin çok üstünde. Bunda yapay zekadan çok, tasarımın ve tuzakların payı var. Defalarca öldüm, zorlandığım çok kısım oldu ve iyi bir platform oyuncusu olduğumu da belirtirsem, sorun bende değil diyebilirim.

Co-op olarak bir arkadaşınızla da oynayabileceğiniz Scarygirl’de kayıt sistemi otomatik olarak işliyor ama bu pek de sorun yaratmıyor. Zira önemli yerlere gelmeden önce checkpoint oluyor ve oyun kendini kaydediyor. Çok da detaylı bir kontrol becerisi gerektirmeyen yapımda, tuş sayısı minimumda tutulmuş. Klasik platform öğeleri mevcut; çift zıplama, zıplayıp tutunma, takla atma ve saldırı hareketleri gibi. Ayrıca bunlara ek olarak Scary Mode adlı bir özellik mevcut. Aktif hale getirdiğimizde ekran rengi ve karakter animasyonları değişiyor, karakterimiz çok daha fazla bir güce sahip oluyor. Elbette biraz kısa sürüyor.

Oyunda karşınıza çok çeşitli düşmanlar çıkabiliyor. Uçan, sürünen, koşan vesaire. Hepsine göre farklı stratejiler belirliyorsunuz, bunun için de kombolar devreye giriyor. Bu özel hareketleri ise kısa bir tutorial bölümünde öğreniyoruz. Ayrıca istediğimiz zaman ana menüden tutorial’e geri dönüp, tekrar oynayabiliyoruz. Özellikle boss’larda farklı yöntemler izlemek gerekiyor. Bazen sadece saldırı yetmiyor, blok özelliğini kullanarak akıllı hareket etmek gerekiyor. Buna rağmen, oyunun geneline yayarsak aksiyon yönü epey sıkıcı. Sürekli düşmanları kamçılamak bir saatten sonra can sıkmaya başlıyor, sürekli aynı hareketler ve aynı şeyler yaşanıyor.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s